Mabel’in En Geniş Aile Fotoğrafı: ‘Fatih’
Öncelikle şunu kabul etmeliyim ki, listeyi uzun tutmamaya çalıştım ama inanın kolay olmadı. Bazı şarkıları dinlerken sözlerini yaşadım, geçmişe götürenler de oldu, geleceğe ışık yakanlar da…
Mabel Matiz’in yeni albüm çıkarması ile birlikte, uzun zamandır ara verdiğim albüm inceleme yazılarıma geri dönme kararı aldım. Öyle ki, bu albüm üzerine konuşacak ve yazacak çok şey olduğunu düşünüyorum, belki de bu albümü tıpkı Sezen’in(Aksu) “Deliveren”i gibi, Tarkan’ın ‘Karma’ albümü gibi yıllarca konuşacakmışız ve dinleyecekmişiz gibime geliyor. İlginçtir ki, bu durum Mabel için ilk değil. 2018 yılında çıkardığı ‘Maya’ albümü hala dün gibi radyolarda, mekanlarda dinliyoruz.
#Yeni Başlayanlar İçin ‘Maya’#
‘Fatih’ albümüne geçmeden önce, 5 yıl önce çıkardığı ‘Maya’ albümünden ufak da olsa bahsetmek istiyorum. Aynı zamanda annesinin ismini verdiği albümü Maya ile adeta Mabel Matiz’in piyasaya kendisini, tarzını, iç dünyasını dinleyici ile buluşturarak retrospektif bir albüm ile karşımıza çıkmıştı. Anadolu ezgilerini modernizm ile birleştiren Matiz, yıllarca dillere peleseng olacak hitlere imza attı. Albümde beğenmediğim tek bir şarkı yok neredeyse: “Sarmaşık”, “Öyle Kolaysa”, “Fırtınadayım”,“Kara Beyaz Kedi”,“Yaban” dinlemeye doyamadığım şarkılardan sadece birkaçı.
#En Çıplak Hali: Fatih#
Mabel Matiz, asıl adını verdiği albüm için ‘En çıplak halim.En gür kahkaham, en aşık gözyaşım. En geniş aile fotoğrafım.’ diyerek hepimizi heyecanlandırmıştı. Albümü dinleyip bitirdiğimde, gerçekten heyecanlandığıma değen bir albüm olduğunu düşünmüştüm ve her geçen gün bu düşüncemi doğrular nitelikte bir albüm olduğunu söyleyebilirim.
Albümde toplam 25 şarkı bulunuyor ve toplamda 20 prodüktör ile çalışmış, dahası 1–2 şarkı hariç şarkıların sözleri ve besteleri Mabel’e ait. Özellikle 2010'lu yıllardan itibaren günümüz Türk müzşk piyasasındaki özgünlüğün ve üretkenliğin gün geçtikçe düşüşüne şahit olduğumuz şu dönemlerde bu albümü çölde açan bir çiçeğe benzetmem abartı olmaz diye düşünüyorum.
Albümün dönemsel zenginlik ve Mabel Matiz’in kariyerindeki önemine ek olarak sunduğu bir diğer özellik dinleyiciye yaşattığı deneyim çeşitliliği olduğunu söyeleyebilirim. Lübnanlı prodüktör Zeid Hamdan, ABD’de yaşayan Halepli müzisyen Hello Psychaleppo, İsrailli müzisyen Tomer Katz ve Türk müzisyen Artz Mabel Matiz’e eşlik ettikleri şarkılarda albüme farklı derinlikler katmışlar. Sanatçının Melike Şahin, Kalben, Bengü Beker, KARDELEN ve Aşkın Nur Yengi’yle yaptığı düetler de bu uzun albümü dinleme deneyiminin daha da zenginleşmesini sağlamış. Bu kadar isim albümde hiç kalabalık durmuyor, aksine, iyi ki hepsi gelmiş ve sihrini bu albüme değdirmiş, diyorsunuz.
#Fatih’ten Seçmeler: Albümün En İyileri#
Öncelikle şunu kabul etmeliyim ki, listeyi uzun tutmamaya çalıştım ama inanın kolay olmadı. Bazı şarkıları dinlerken sözlerini yaşadım, geçmişe götürenler de oldu, geleceğe ışık yakanlar da…
Dolayısıyla anlatmak, özellikle yazmak benim için biraz güç olacak ama buna değeceğini düşünüyorum. Hazırsak başlayalım!
#Müphem#
Mabel’in hem yazarken hem de stüdyoda kaydederken en çok zorlandığı, dinleyiciye ‘kalbini açtığı’ , “Kapının önünde kapıyı bizzat açmamı bekliyormuşum gibi bir his.” olarak tanımladığı şarkısı Müphem, bence sanatçı kadar dinleyiciye de yoğun duygular yaşatıyor. Ayrılık acısı çeken, platonik aşk yaşayanların yeni marşı olduğunu söyleyebilirim :)
“Göremezler, canım, göremezler
Sende benim gördüğümü
Onlar sığ nefesler
Aşkım ne yabana ne de hevesten
Çok bekledim bunu, inan
Aç bana yüreğini
Ver bana dileğimi, ver”
#Düldül feat Melike Şahin#
Yıllar önce uzak doğu tatilinde yazdığı bir aşk şarkısı olduğunu, daha sonrasında mevcut düzen ve işleyiş hakkında bir parçaya çevirdiğini belirten Matiz, “düldül” kelimesini bir metafor olarak kullandığını ifade ediyor. Melike Şahin gerçekten de Mabel’in ifade ettiği gibi şarkıyı ‘cherry on top’ seviyesine çıkartıyor. Aynı zamanda sıkı bir Melike Şahin dinleyicisi olarak biraz torpilli bir şarkı olduğunu itiraf etmeliyim :)
#İki Satır Yara feat Aşkın Nur Yengi#
Albümün çıkacağını ilk duyduğum andan itibaren bu düeti bekledim, bu da ikinci itirafım. 90'larda fırtına gibi esen Aşkın Nur Yengi’nin olgunluğu ve sesinin buğusu ve Mabel’in sesi ve yeteneği ile birleşmiş, daha ne denilebilir ki! Hepimizin zamanında yaşadığı kalp kırıklarını, nasırlaşmış yaralarımızı tekrar hatırlatır nitelikte, ‘keşke bu ikiliden birkaç çalışma daha dinlesek” dedirten bir çalışma olmuş.
#Karakol#
Dinlediğimde beni mahveden şarkılar var… Bazen içinden haykırmak gelir, ağlamak gelir, bağırmak gelir, anlatmak istersin ama yapamazsın. Olmaz. Heh işte Karakol da tam olarak böyle bir şarkı. Geçen yıl ilk kez Harbiye Konseri’nde canlı dinleme fırsatı bulmuştum. Karakol beni uçurumun kıyısına sürükleyen ama bir noktada durduran bir şarkı. Derinlerde, en derinlerde bir yerde…
#Bir Serçe Üzülür#
Başlarda her şey çok güzel giderken hep böyle gidecek zannedersin, ve bir an gelir kırılırsın, gözlerin dolar, sendelersin…
Eğer gitmek istersen bırakır gidersin ve orada kalır. Güzel şeyler emek ister, Mabel’in de şarkı da dediği gibi, “Yanmıyorsa da lambası evin, sen sarıl umuda, gül, sevin”. Dilerim, peşinden koştuğumuz duygular, bizde derin yaralar açmak yerine bir çiçek bahçesi bahşeder, sonu ayrılık olsa bile…
#Son Sözler#
Genel olarak albümün Mabel’in geçmişi ile karşımıza çıkmasının temel mantığının kendisiyle barışma, özgür hissetme, bir noktada hayata ve mevcut düzene pozitif yönde bir baş kaldırısının göstergesi olduğunu düşünüyorum, ve bu tarz işler ve kişiler iyi ki var!
Cesaretinle, sesinle, kaleminle, sanatınla ve renklerinle iyi ki hayatımdasın, hayatımızdasın Mabel!
Merhaba, ben Dilruba. Hacettepe Üniversitesi Sosyal Hizmet bölümünde yüksek lisans yapıyorum. Müzik, hayatımın her zaman önemli bir parçası oldu. Farklı türleri keşfetmeyi, yeni sesler dinlemeyi ve her birinin bende bıraktığı izleri anlamayı seviyorum. Müziğin sadece dinlenip geçilen bir şey olmadı. Bir şarkının bende bıraktığını, bir sözün düşündürdüklerini, bir melodinin hissettirdiklerini paylaşmak ve o hikâyeleri birlikte çoğaltmak istedim. Bu yüzden her salı müziğe dair inceleme yazılarıyla sizinle buluşuyorum. Her ay ise DergiArada’da albüm incelemeleriyle, bazen bir klasiği bazen de yeni bir keşfi kendi penceremden anlatıyorum. Müziğin bizi bir araya getirdiği ortak noktada yazmaya devam ediyorum.



