2026 Jackson Hole Raporu
Yapay zekânın para politikalarının belirlenmesi ve uygulanması konularında önemli bir fenomen hâline gelmiş olması, ABD-Çin ilişkilerini nasıl etkiler?
Kansas City Federal Rezerv Bankası’nın Jackson Hole’daki Ekonomi Politikası Sempozyumu, dünyadaki en köklü merkez bankası konferanslarından biridir. Sempozyum, uzun vadeli politika konularını görüşmek amacıyla ekonomistleri, finans piyasasındaki aktörleri, akademisyenleri, ABD hükümet temsilcilerini ve gazetecileri bir araya getirir. [1]
Tüm dünyada bankacılık sektörünün yakından takip ettiği Jackson Hole toplantısı, dünya genelinde gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin merkez bankaları temsilcilerinin katıldığı bir organizasyondur. Her yıl ABD’de düzenlenen ve ağustos ayında gerçekleşen toplantı, para politikalarındaki değişikliklerin konu edilmesi nedeniyle piyasalar için oldukça önemlidir. [2] İçinde bulunduğumuz 2026 yılının ana teması ise, “Finansal İnovasyon: Ödemeler ve Politika Açısından Etkiler” olarak belirlenmiştir.
2026 Jackson Hole Çıktıları [3]
Faal Fed Başkanı Kevin Warsh, Jackson Hole’daki ilk başkanlık konuşmasında şunları aktardı: ... Eğer Fed, ekonomiyi yanlış değerlendirirse ya da en kötüsü yapılırsa finansal sıkıntılar ortaya çıkabilir. O zaman, sıkı ve yoğun çalışan Amerikan halkı, enflasyon yükünün altında kalmaya başlar. Dolayısıyla sözle yönlendirme normal zamanların işidir. ... İletişim konusunda daha sessiz, daha amaç dolu bir Fed hedeflerine daha rahat ulaşacaktır. ...
Bu konuşma doğrultusunda, Fed’in “daha sessiz, daha amaç dolu” söylemleriyle piyasa içerisindeki aktörlerin, iletişim boşluğunu kendilerinin doldurması, 2026 Jackson Hole toplantısının en önemli çıktılarından biridir.
Warsh, Jackson Hole’daki konuşmasıyla Fed’in şu anki ekonomik konjonktür hakkındaki düşüncelerini aktardı. ABD Merkez Bankası’nın kongre tarafından yasayla belirlenmiş iki ana hedefi olan fiyat istikrarı ve maksimum istihdam konularına atıfta bulundu. Enflasyon ve buna bağlı olarak fiyatlamalar konusunda sorunlar olduğuna; iş gücü piyasasının ise, görece güçlü ve istikrarlı ilerlediğine dair işaretler verdi. Bu çıktılar, iş gücü piyasası verilerini, piyasanın gördüğünden daha iyi; enflasyon verilerini ise, piyasanın gördüğünden daha kötü gören bir Fed olduğunu gösterdi. Aynı zamanda Warsh’un konuşması, bu yıl için bir faiz indirimi beklentisinin söz konusu olmaktan çıktığını gösterdi. İç politikada ise; Fed, piyasaya fazla yönlendirme yapmadığı hâlde piyasa, o boşluğu doldurduysa, benzer bir durum içeride de yaşanır mı, sorusu gündeme geldi. Bu endişelerin yerinde olmasıyla birlikte şunu hatırlamalıyız ki piyasalar, hükûmetlerin tüm sert, belirsiz ve karmaşık adımlarına karşın belirlenen politikaya entegre hareket edebilmiş ve açılan boşluğu doldurabilmiştir. Bu durumun iç politikadaki en yakın pratiği şudur: TCMB; enflasyon düşüş eğiliminde, faiz indirimi konuşulabilir, söyleminde bulundu. Enerji fiyatları, ABD-İran gerilimi gibi mevcut jeopolitik riskler ve katı kalan hizmet enflasyonu nedeniyle piyasadaki enflasyon beklentileri kırılmadı. Piyasa, indirim söylemini fiyatlamak yerine döviz ve fonlama stresini arttırdı. Buna karşılık TCMB, politika faiz oranını indiremedi ve fonlamayı faiz koridorunun tavanına kaydırdı.
Jackson Hole’da Kevin Warsh’un yapay zekâ yatırımlarına dair açıklamaları da oldu: ... Yeni bir teknoloji ama neredeyse seksen yıllık bir isim veriyoruz buna. ...enteresan bir gidişat var. Hem metotta hem de inovasyon hızında ve yöntemlerinde değişim görüyoruz. Aslında farklı ve büyük dil modelleri de gelişti. Tokenler ortaya çıktı. ... Fed olarak bütün bunları dikkatle takip ediyoruz ve şunun farkındayız: Artık yapay zekâ, yeni değişkenimiz. Yani, yeni bir üretim faktörümüz ve bunun da hem ekonomi üzerinde sonuçları olacaktır hem de para politikamızın uygulanışı üzerinde şüphesiz ki sonuçları, etkileri olacaktır. Burada tabii, sorgulamamız gereken çok şey var. Mesela, yapay zekânın uygulanması ve kullanılması verimliliğin artışına mı sebep olacak? Ekonomiye nasıl yansıyacak? ... Yapay zekâ modellerinin geleceği, daha fazla sermaye yoğunluğunu mu gerekli kılacak ya da modeller, bir şekilde bize bir çözüm mü sunacak? Öte yandan bir diğer bilinmez ise, piyasanın yapısı. Parayı kim kazanacak? ...sermayenin dönüşü ne zaman, nasıl olacak? ...
Bu açıklamalar çerçevesinde, ABD’nin yapay zekâ alanında, uluslararası ticarette en büyük rakibi olan Çin’le arasındaki durum incelenebilir. ABD'nin yapay zekâ teknolojisi üretimindeki üstünlüğü aşikârdır fakat Çin’in daha hızlı hareket ettiği alanlar vardır. Çin, yapay zekânın tarım, inşaat ve otomotiv sektörlerine ilişkin endüstriyel kullanımında daha iyi bir noktadadır. Aynı zamanda, yapay zekânın bu alanlardaki kullanımının yaygınlaştırılması açısından da daha aktiftir. Bu duruma, son dönemlerde gündeme gelen Mısır konusunu örnek verebiliriz. Çin menşeili Huawei, Mısır hükûmetine askeri istihbarat ve kamu sektörü kullanımı için yapay zekâ veri merkezleri kurma teklifinde bulundu. Çin’in son on beş yıldır izlediği bir politika modeli var: Ülkelere ihtiyaç duydukları unsurları, daha uygun şartlarda ve siyasi koşullar olmadan getiriyor. Mısır hükûmetine yönlendirilen teklifte de aynı "pattern" izlenmiştir.
Bu örnek, Çin’in yapay zekâ kullanımının yaygınlaştırılmasına yönelik adımlarından biri olarak gösterilse de farklı bir perspektiften de yorumlanabilir. Özellikle Avrupa, Çin’e olan bağımlılığını azaltmak amacıyla tedarik zincirlerini çeşitlendirmek ve yeniden yapılandırmak istiyor. Bunun için de Kuzey Afrika pazarına yönelmiş durumda. Avrupa, Kuzey Afrika’ya yön çevirmişken Çin’in de aynı coğrafyayı hedef aldığını görüyoruz. Bu durum, Çin’den uzaklaştırılan üretime, Çin’in o bölgeye yapay zekâ, dijitalleşme ve yeşil dönüşüm getirme vaatleriyle gelip yerinde ortak olduğunu gösteriyor.
ABD’nin Çin’in yapay zekâ alanındaki ilerlemesine yönelik karşı politikası ise, ABD-İran ilişkileri bağlamında şu şekilde gözükmektedir: İran’da, Hürmüz’de devam eden bir karmaşa söz konusudur. Bu karmaşanın seçimlerin yaklaşması sebebiyle ABD’nin lehine olacak şekilde sonuçlanması amaçlanmaktadır fakat Çin’in İran’a olan desteği, İran mevzusunun Trump yönetimin istediği şekilde sonuçlanmasına engel olmaktadır. Bu yüzden ABD, Çin’i hedeflemeyen ama büyük ölçüde Çin’le ilgili olan yaptırımlar uygulamaktadır. ABD Hazine Bakanı’nın son açıklamaları ise, sadece petrol değil, havacılık, denizcilik ve birtakım nükleer teknolojilerle ilgili konularda İran’a yardım eden ülkelerin firmalarına ve gerçek kişilere getirilen bir yaptırım paketini içeriyor.
Sonuç
Özetle; 2026 Jackson Hole toplantısının en önemli çıktısı, sözle yönlendirme politikasından vazgeçilip piyasaların iletişim boşluğunu kendilerinin doldurması şekline geçilmesidir. Warsh’un “... Artık yapay zekâ, yeni değişkenimiz. Yani, yeni bir üretim faktörümüz...” söylemi bir diğer önemli çıktıdır. Bu çıktı, yapay zekânın para politikalarını etkileyecek yeni ve güçlü bir fenomen olduğunu doğrular niteliktedir. Bu durumdan kaynaklı olarak ABD’nin uluslararası ticarette olduğu gibi, yapay zekâ teknolojileri alanında da en büyük rakibi olan Çin'in, Kuzey Afrika’yı hedef alan Mısır hamlesi ile ABD-İran gerilimi gibi jeopolitik riskler daha büyük bir önem taşır hâle gelmiştir.
YARARLANILAN KAYNAKLAR
1 https://www.kansascityfed.org/research/jackson-hole-economic-symposium/jackson-hole-economic-policy-symposium-through-years/
2 https://www.youtube.com/watch?v=2-GhBAjSqJE
3 https://www.youtube.com/watch?v=y9o0NIcRQro&t=4s
Merhaba, ben İstanbul Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü son sınıf öğrencisiyim. Politika, ekonomi, kültür ve sanat; hayatımın her döneminde sistemin çalışmasını sağlayan iç içe geçmiş çarklıları hatırlatır şekilde var olmuşlardır. Bu alanları ayrı disiplinler olarak değil, ortak bir kesişim kümesinde ele almanın çok daha önemli olduğunu düşünüyorum. Akademik hayatımda ekonomi politiğe ve günlük yaşantımda sanata duyduğum ilginin bir kesişimi olarak sanatın ekonomi politiği hakkında araştırma yapmayı ve yazmayı seviyorum. Mevcut durumları her zaman yaklaşılan perspektiflerle değil, görülmesi gereken başka bir boyut olduğunu düşünerek ele almaya çalışıyorum. Bu yüzden, olay ve durumların görünen kimliklerinin altında, onları besleyen bir “gizli” alt kimlik taşıdığına inanarak araştırmalarımı yapıyor ve yazıyorum. Aynı yaklaşımla ekonomi politik ve sanat hakkındaki yazılarımda buluşmak dileğiyle...


