Hem Pop Yıldızı Hem De Kitapsever Olarak Dua Lipa'nın Kitap Kulübü ve Bir Okuma Listesinin Gizli Politikası
Magazin sayfaları haftalarca elbiseyi, mekânı, misafirleri konuştu. Ama bu evliliğin bende ilgi uyandıran kısmı Dua Lipa’nın görünenin arkasındaki çabası.
Mayıs sonu. Önce Old Marylebone Belediye Sarayı'nın önünde, üstünde özel dikim bir Schiaparelli takım, başında abartılı bir gelin şapkasıyla beliren Dua Lipa; ardından Palermo'ya taşınan düğün ve Donatella'sından Elton John'una uzanan konuk listesi. Magazin sayfaları haftalarca elbiseyi, mekânı, misafirleri konuştu. Ama bu evliliğin bende ilgi uyandıran kısmı Dua Lipa’nın görünenin arkasındaki çabası.
Çünkü bu evliliğin başladığı yer konser ya da kırmızı halı değil, bir kitabın sayfalarıydı. Dua Lipa ile aktör Callum Turner arasındaki ilk kıvılcım, ikisinin de aynı anda Hernán Díaz'ın Trust'ını (çev. Güven, İthaki Yayınları) okuduğunu fark etmesiyle çakmıştı. Yani bu aşk hikâyesi, Pulitzer ödüllü bir romanın arasında doğdu. Ve bu, tesadüfi bir detay gibi görünse de aslında Lipa'nın hayatının merkezinde; sahnenin ışıklarından bağımsız, sessizce dönen bir kitap çarkı var: Service95.
Service95, pop yıldızının 2022'de kurduğu küresel editoryal platform: Bir bülten, bir podcast ve aylık bir kitap kulübünden oluşuyor. Lipa kulübün amacını çok net bir cümleyle tarif ediyor: Dünyanın dört bir yanından "farklı sesleri" temsil etmek; kurgu, anı ve manifesto arasında gidip gelen güçlü hikâyeler anlatmak. Kulübün kitap seçkilerindeki eserlerden bazıları şunlardır:
Small Boat (Küçük Tekne; henüz Türkçeye çevrilmedi, orijinali Fransızca Naufrage). Vincent Delecroix'nın, 2021'de Manş Denizi'ni geçmeye çalışırken botları batan ve 27 göçmenin öldüğü gerçek bir faciadan yola çıkan, Uluslararası Booker'a aday olmuş romanı. Lipa kitabı tanıtırken nötr kalmadı; bunun kolay bir okuma olmadığını, ama "politikamız nefret kışkırtıcılığına ve puan toplamaya" doğru kayarken anlatılması zorunlu bir hikâye olduğunu söyledi. Bir göçmen ailenin çocuğu olarak bu cümleyi kuran bir pop yıldızı, artık sadece kitap önermiyor; bir pozisyon alıyor.
Bad Feminist (çev. Kötü Feminist, Martı Yayıncılık). Roxane Gay'in feminizmin çelişkilerini, kadınlardan beklenen imkânsız dengeleri ve kadın düşmanlığını masaya yatıran ünlü deneme kitabı.
The Handmaid's Tale (çev. Damızlık Kızın Öyküsü, Doğan Kitap). Margaret Atwood'un distopyası. Lipa onu bir kehanet, bir uyarı olarak çerçeveliyor: gelecek sonsuz olasılıktan biri, ve hangi geleceği yaşayacağımıza dair seçim bize ait.
Bu bir liste değil, bir duruş. Bir insanın neyi sahneye taşımayı seçtiği, neyi 88 milyonun üzerindeki takipçisinin önüne koymayı seçtiği başlı başına bir cümledir. Lipa'nın kendi ifadesiyle amacı, dünyaya hep "Batı bakış açısından" bakmamak, ufku genişletmek. Küçük bir bağımsız yayınevinden çıkan, çeviri bir romanı bir gecede tükettirebilecek bir erişim gücünüz varsa, o ışığı nereye tuttuğunuz politik bir karardır isteseniz de istemeseniz de.
#Susmamayı Seçmek#
Bu seçkilerin tesadüf olmadığını anlamak için Lipa'nın nereden geldiğine bakmak yeter. Kosovalı-Arnavut bir ailenin çocuğu; ailesi savaş yüzünden ülkesini terk edip Londra'ya sığınmış. Bu arka plan, onun en tartışmalı çıkışlarını da açıklıyor. Gazze'deki savaş boyunca defalarca ateşkes çağrısı yaptı, İsrail'in operasyonlarını çok ağır sözlerle eleştirdi, sanatçıların imzaladığı açık mektuplarda yer aldı. Bunun bedeli de oldu: 2021'de New York Times'a verilen bir ilanda hedef gösterildi, kendisini tehdit eden bir şarkıda adı geçti. Yine de geri adım atmadı; susmanın bir seçenek olmadığını, bunu "daha büyük bir iyilik için" göze aldığını söyledi. İşte kitap kulübü tam da burada anlam kazanıyor. Small Boat'u öneren el ile Manş'taki göçmenlerden söz eden el aynı el. Kulüp, onun aktivizminin daha sakin, daha kalıcı bir versiyonu: Sloganın yüksek sesi geçici, bir romanın okurda bıraktığı iz uzun ömürlü. Bir kitap kulübü, bir story'den farklı olarak, insandan zaman ister. Sloganın aksine, okumak yavaştır; sizi başka bir hayatın içine, başka bir coğrafyaya, başka bir vicdana sokar. Algoritmanın bizi hep kendimize benzeyen şeylere doğru ittiği bir çağda, "Batı dışından da oku, çeviri oku, seni rahatsız edeni de oku" demek sandığımızdan daha radikal bir davet.
Peki bütün bunlar bizi asıl soruya getiriyor: Bir sanatçının, hele bir pop yıldızının nerede durduğunu belli etmesi, görüşünü ele veren işler üretmesi neden bu kadar önemli?
İlk cevap erişim. Kültür endüstrisinde dikkat en kıymetli para birimi. Milyonlarca insanın gözünü aynı anda bir yöne çevirebilen birinin o yönü seçmesi, başlı başına bir güç kullanımıdır. Bir devlet açıklamasının, bir köşe yazısının ulaşamadığı kalabalığa, bir kitap önerisi bir akşamda ulaşır. Lipa'nın bir seçkisi, küçük bir çevirmenin emeğini dünya çapında görünür kılabiliyor; bu, kültürel iktidarın en yumuşak ama en etkili biçimi.
İkincisi, küratörlüğün kendisi politiktir. Hangi hikâyeyi anlatmaya değer bulduğunuz, kimin sesini yükselttiğiniz, neyi görmezden geldiğiniz hepsi bir değerler bütününü ele verir. "Apolitik olmak" diye bir şey aslında yoktur; susmak da nötr durmak da bir tercihtir, çoğu zaman mevcut durumu onaylayan bir tercih. Lipa susmamayı seçiyor ve bunu en zarif yoldan, bir okuma listesi üzerinden yapıyor.
Tabii madalyonun öbür yüzü de var ve dürüst olmak gerekir. "Şarkını söyle, siyaseti karıştırma" diyen koca bir kesim hep oldu. Ünlü aktivizminin yüzeysel, performatif, hatta narsist olabileceği; karmaşık meseleleri bir Instagram story'sine sığacak kadar basitleştirme riski taşıdığı haklı bir eleştiri. Bir yıldızın bir kitabı önermesi o kitabı satar, ama o meseleyi gerçekten çözer mi? Kimi zaman bir hashtag, eyleme dönüşmeyen bir vicdan rahatlatma törenine indirgenebilir. Bunları görmezden gelmek, Lipa'yı olduğundan da büyütmek olur.
Belki de Lipa'nın albümüne verdiği o isim, Radical Optimism (Radikal İyimserlik), en çok burada hak ediliyor. Felsefi olarak radikal iyimserlik, iyimserliği koşullara bağlı geçici bir ruh hali değil; dünyanın karamsarlığına ve kaosa inat, bilinçli olarak seçilen, bir irade işi olan bir tutum olarak görmek demek yani umudu beklemek değil, ona karar vermek. Düğün fotoğrafları soluverir, elbiseler arşive kalkar. Ama birinin önerisiyle açtığınız bir kitabın sizde bıraktığı etki kalıcıdır. Lipa, sayfayı çevirdiğinde aslında bize de aynısını yapmamızı söylüyor: Ekrandan başını kaldır, kendinden başka birinin hikâyesine bak!
10 Kasım 2003'te Kadıköy'de doğdu. Boğaziçi Üniversitesi'nde Tarih okuyor. Kitap ve kahvesiz bir hayatın onun için mümkün olamadığını düşünen; edebiyattan sanata kültürden politikaya kadar birçok alanda araştırma yapmayı, okuyup yazmayı çok seven meraklı biridir...



