DergiARA
SİNEMA

Practical Magic: Modern Cadılık ve Kuşak Aktarımı

Cadı figürü, kadınların toplum içindeki konumunu düşünmek için uzun zamandır kullanılan güçlü imgelerden biri. Tarih boyunca korkuyla, dışlanmayla ve cezalandırmayla ilişkilendirilen cadı, popüler kültür içerisinde başka anlamlar da kazandı. Kendi bilgisini taşıyan, doğayla ve benliğiyle farklı bir ilişki kuran, kendisine çizilen sınırların dışına çıkan kadın fikri zaman içinde cadı figürünün etrafında şekillendi.

Zehra Ekin Can·24.09.2026·2 dk okuma
Practical Magic: Modern Cadılık ve Kuşak Aktarımı

1998 yapımı Practical Magic bu kültürel birikimin üzerine kurulan filmlerden biri. Film, cadılığı yalnızca doğaüstü güçlerden ibaret bir mesele olarak ele almıyor. Sally ve Gillian Owens'ın hikayesi üzerinden kadınların birbirleriyle kurduğu ilişkileri, aileden aktarılan bilgiyi, aşkın kadınların hayatındaki yerini ve kendi gücünü kabul etme meselesini anlatıyor.

Owens ailesindeki cadılık kuşaktan kuşağa kadınlar aracılığıyla aktarılıyor. Bu nedenle filmde büyü, kişisel bir yetenekten çok ortak bir miras gibi duruyor. Teyzelerden kız kardeşlere, annelerden kızlara uzanan bu aktarım, kadınların birbirlerinden öğrendiği ve koruduğu bilgi fikrini öne çıkarıyor. Filmde cadılığın gündelik hayatın içine yerleşmiş olması da önemli. Mutfak, bahçe, bitkiler, iksirler ve ev işleri büyünün dünyasından ayrı tutulmuyor.

Bu açıdan Practical Magic, cadıyı yalnızca toplumun dışında kalan gizemli bir kadın olarak göstermiyor. Kadının kendi bilgisinin sahibi olması fikrini merkeze alıyor. Owens kadınlarının gücü de tek başına sahip oldukları doğaüstü yeteneklerden gelmiyor. Birbirlerinden öğrendikleri, birbirlerini korudukları ve gerektiğinde birlikte hareket ettikleri için güçleniyorlar.

Filmin farklı bir açıdan okunabilecek bir diğer tarafı ise aşk meselesi. Owens kadınlarının üzerine konan lanet, aşık oldukları erkekleri lanetliyor. Bu nedenle aşk, filmde yalnızca mutluluk getiren romantik bir deneyim değil. Aynı zamanda korku ve bağımlılık ihtimalini de beraberinde getiriyor.

Sally'nin hikayesi burada özellikle dikkat çekiyor. Cadılığından uzaklaşarak sıradan bir hayat kurmak istiyor. Evlenmek, çocuk sahibi olmak ve güvenli bir aile hayatı yaşamak onun için bir süreliğine cadı kimliğinden daha cazip görünüyor. Fakat filmin ilerleyişi, bu sıradanlığın ne kadarının Sally'nin kendi arzusu, ne kadarının kadınlara öğretilmiş bir hayat fikri olduğunu düşündürüyor.

Gillian ise Sally'nin karşısında duran başka bir kadınlık biçimini temsil ediyor. Daha özgür, daha dürtüsel ve toplumsal beklentilere daha uzak bir hayat sürüyor. Film bu iki karakterden birini doğru, diğerini yanlış ilan etmiyor. Aksine kadın olmanın tek bir biçimi olmadığını gösteriyor. İki kardeş arasındaki bağın filmin sonunda belirleyici olması da bu yüzden önemli. Kadınların birbirlerini kurtarması, romantik aşkın tek kurtuluş hikayesi olmasını engelliyor.

Practical Magic'te modern cadının gücü de burada ortaya çıkıyor. Cadı olmak yalnızca büyü yapabilmek anlamına gelmiyor. Kendi bilgisini sahiplenmek, kendi hayatı hakkında karar verebilmek ve kendisine biçilen kadınlık biçiminin dışına çıkabilmek de bu figürün parçası haline geliyor. Sally'nin kendi cadılığından kaçmak yerine onunla barışması, aslında ailesinden gelen mirası ve kendisinin bir parçasını kabul etmesi anlamına geliyor.

Bu hikayenin bugün yeniden gündeme gelmesinin nedeni de Practical Magic 2'nin gösterime girmesi. Sandra Bullock ve Nicole Kidman'ın Sally ve Gillian olarak geri dönmesiyle Owens ailesinin hikayesi yeni bir kuşağa taşınıyor. İlk filmden 28 yıl sonra gelen devam filmi, cadılık mirasının sonraki kuşaklara nasıl aktarılacağı sorusunu da yeniden ortaya çıkarıyor.

Bu devamlılık önemli. Çünkü Practical Magic'in meselesi hiçbir zaman yalnızca büyü olmadı. Filmin asıl ilgilendiği şey kadınların birbirlerinden devraldıkları şeylerdi. Bilgi, korkular, arzular, aile hikayeleri ve güç. Cadılık bütün bunları görünür kılmak için kullanılan dil oldu.

Bugün filme yeniden baktığımızda Owens kardeşlerinin hikayesi hala aynı soruyu taşıyor. Bir kadının kendisine miras kalan şeyi reddetmesiyle onu sahiplenmesi arasında ne değişiyor? Ve kadınların birbirlerine aktardıkları bir güç, bireysel olmaktan çıkıp ortak bir hafızaya dönüştüğünde cadı figürü ne anlatmaya başlıyor?

Zehra Ekin Can

Merhaba, ben Zehra Ekin Can. İzlediğim filmlerin sadece bende kalmasına kıyamadım. Bir sahnede hissettiklerimi, bir karakterin bana düşündürdüklerini paylaşmak; o hikâyeleri beraber çoğaltmak istedim. Bu yüzden her perşembe 'Perdeler Arasında' köşesiyle sizinle buluşuyorum. Sinemanın o büyülü dünyasından bana kalanları, bazen bir klasiği bazen de yeni bir keşfi kendi penceremden anlatıyorum. Sanatın bizi birleştirdiği o ortak noktada, aynı heyecanı paylaştığımızı bilerek yazmaya devam ediyorum.

Profili gör
İlgili yazılar