top of page
IMG_8944.JPG

Knives Out: Suçun Topluma Mal Edilişi

  • Yazarın fotoğrafı: Zehra Ekin Can
    Zehra Ekin Can
  • 18 Ara 2025
  • 3 dakikada okunur
Netflix
Netflix

Rian Johnson’ın yaratıcısı olduğu Knives Out serisi, klasik polisiye anlatıyı günümüz toplumsal ve politik meseleleriyle buluşturarak çağdaş sinemada kendine özgü bir yer edindi. 2019’da gösterime giren Knives Out, Agatha Christie geleneğine açık göndermeler yaparken, bu geleneği nostaljik bir taklitten ziyade eleştirel bir yeniden yazım olarak ele aldı. Ardından gelen Glass Onion: A Knives Out Mystery (2022), bu yaklaşımı teknoloji elitleri ve neoliberal girişimcilik miti üzerinden genişletti. Serinin üçüncü filmi Wake Up Dead Man: A Knives Out Mystery ise izleyiciyle buluşmasıyla birlikte, Knives Out evrenini, daha ahlaki ve doğrudan politik bir zemine taşıdı.


Daniel Craig’in Benoit Blanc karakteri etrafında şekillenen seri, her filmde farklı bir toplumsal kesimi mercek altına alırken, geniş ensemble kadrolarıyla da dikkat çekiyor. İlk filmde miras burjuvazisini temsil eden aile yapısı, ikinci filmde medya ve teknoloji oligarkları, üçüncü filmde ise ahlaki meşruiyetini yitirmiş güç odaklarıyla karşılık buluyor. Johnson’ın yönetmenlik tarzı, hızlı diyaloglar, türle oynayan anlatı yapısı ve ironik tonuyla, bu hikâyeleri yalnızca eğlenceli bulmacalar olmaktan çıkarıp güncel toplumsal tartışmaların bir parçası hâline getiriyor. Wake Up Dead Man, serinin bugüne kadarki belki de en karanlık filmi olarak, suçun bireysel bir sapmadan ziyade kolektif ve sistemsel bir yapı olarak ele alındığı bir anlatı kuruyor.


"Whodunnit" türü, en yalın hâliyle “katil kim?” sorusu etrafında şekillenen polisiye anlatıları ifade eder. Ancak bu soru, türün tarihsel bağlamında hiçbir zaman masum olmamıştır. Whodunnit, modern toplumun akla, mantığa ve düzen fikrine duyduğu güvenin anlatısal bir ifadesi olarak ortaya çıkmıştır. Türün merkezinde yer alan dedektif figürü, yalnızca bir suçun failini ortaya çıkarmaz; aynı zamanda toplumsal düzenin hâlâ işlediğine dair bir güvence sunar. Kapalı mekânlar, sınırlı şüpheli listeleri ve mantıksal çıkarım zincirleri, suçun kontrol altına alınabilir bir sapma olduğu fikrini pekiştirir. Bu yönüyle "whodunnit", tarihsel olarak düzeni onaran, kaosu geçici bir bozulma olarak çerçeveleyen bir anlatı biçimi olmuştur. Suç çözüldüğünde, yalnızca bir cinayet aydınlatılmaz; aynı zamanda izleyiciye, adaletin hâlâ mümkün olduğu mesajı verilir. Türün popülerliği de büyük ölçüde bu rahatlatıcı işlevinden kaynaklanır: karmaşık ve tehditkâr bir dünyada, aklın her şeyi çözebileceği yanılsaması.


Ancak "whodunnit" türü, modern zamanla beraber bu işlevini sorgulayan bir dönüşüm sürecine girdi. Klasik "whodunnit" anlatılarında suç, çoğunlukla bireysel ahlaki zaafların sonucu olarak ele alınırken, çağdaş örneklerde suçun toplumsal ve yapısal boyutları giderek daha görünür hâle geldi. Günümüzde "whodunnit", artık düzenin sorunsuz işlediği bir dünyayı varsaymaz. Kurumsal güvensizlik, elitlerin cezasızlığı, neoliberal eşitsizlikler ve hakikatin parçalanması, türün temel varsayımlarını aşındırmıştır. Bu bağlamda çağdaş "whodunnit", kendi kurallarını ifşa eden, ironik ve meta-anlatılar kuran bir forma evrilmiştir. Wake Up Dead Man bu dönüşümün güçlü bir örneğini sunar. Film, merak içinde bırakan ve sürükleyici senaryosuyla klasik whodunnit yapısını koruyor olsa dahi, suçun çözülüş anını tatmin edici bir “adalet” anı olarak sunmaktan bilinçli biçimde kaçınır. Suçun çözülmesi, düzenin yeniden tesis edildiği anlamına gelmez; aksine, bu düzenin ne kadar çürümüş olduğu daha da görünür hâle gelir. Böylece film, "whodunnit"in geleneksel “rahatlatıcı son” vaadini bilinçli olarak boşa çıkarır.


Bu noktada Knives Out serisi, çağdaş "whodunnit"in toplumsal eleştiri potansiyelini en açık biçimde ortaya koyan örneklerden biri hâline gelir. Seri boyunca suç, ayrıcalıkla iç içe geçmiş bir pratik olarak resmedilir. Zenginlik, güç ve statü, yalnızca suçun zeminini hazırlamakla kalmaz; aynı zamanda suçun üzerini örten bir koruma kalkanı işlevi görür. Wake Up Dead Man’de bu durum, ahlaki söylemler ve vicdan çağrıları üzerinden daha da derinleştirilir. Film, bireysel kötülük anlatısını aşarak, kolektif sorumluluk ve sistemsel suç fikrine yaklaşır. Böylece whodunnit, artık düzeni onaran bir tür olmaktan çıkar; düzenin neden onarılamaz hâle geldiğini sorgulayan bir anlatı alanına dönüşür. Günümüz "whodunnit"inin toplumsal önemi tam da burada yatar: Suçun failini bulmak, adaletin sağlandığı anlamına gelmez. Aksine, bu tür anlatılar izleyiciyi, suçun hangi toplumsal koşullarda mümkün hâle geldiği sorusuyla baş başa bırakır. Knives Out serisi, özellikle üçüncü filmiyle birlikte, polisiye türünü yalnızca eğlenceli bir bilmece değil, çağdaş dünyanın ahlaki ve politik krizlerini teşhir eden bir araç olarak yeniden konumlandırır.

Yorumlar


Bize Ulaşın

 

© 2035 by ARA. Powered and secured by Wix 

 

bottom of page