Neden Aşk Filmi Çek(e)miyoruz?
- Hulusi Çakmak
- 1 gün önce
- 2 dakikada okunur
Dijital platformlardı, her gün yayımlanan 2.5 saatlik yerli dizilerdi derken özellikle kış
aylarında sinemada film izlemek demode oldu. Baya sinema opera, tiyatro gibi çok arkaik birsanat dalı haline geldi.

Her gün her kanalda neredeyse 1 uzun metraj uzunluğunda dizi yayımlanıyor. Erkek egemen kültür, mafya dünyası, uyuşturucu kaçakçılığı, töre hikayeleri, kadına şiddet gibi temaları ısıtıp ısıtıp önümüze koyan tv dünyası sayesinde sinemaya ayağımız gitmiyor. ‘’O kadar para vereceğime, evde izlerim rahat rahat!’’ anlayışı hepimizi sarmış durumda.
Ama olay pek de öyle değil aslında. Boxoffice verilerine göre, geçen yılın en çok gişe yapan top 10 filmleri listesinde çocuk ve komedi türünün yoğunlaştığını görüyoruz. Haluk Bilginer ve Feyyaz Yiğit’in başrollerini paylaştığı ‘’Soyut Dışavurumcu Bir Dostluğun Anatomisi veyahut Yanyana’’ filmi listenin ilk sırasında. 2.7 Milyon seyirciye ulaşmış durumda.
Bu filmi ‘’Zootropolis 2’’, ‘’Bir Minecraft Filmi’’, ‘’Sihirli Annem’’ gibi çocuk ve komedi
türünde filmler takip ediyor. Çoğunun devam filmi olması sinema- para ilişkisinin somut bir delili aslında. Yapımcılar sinemanın demodeleştiği şu günlerde ‘’garantiye oynamak’’ istiyorlar. Üstelik, film maliyetlerinin her geçen gün artması bu taleplerini haklı kılıyor.
Haliyle aşk filmlerine olan ilgi de azaldı! Güz ve kış aylarının aşk filmleriyle dolup taştığı günler geride kaldı. Bu da aşk & duygusal türdeki filmleri seyredecek genç- yetişkin kitlenin artık sinemaya ilgi göstermediğinin de kanıtı. İnsanlar bilet almak yerine platformlardaki aşk yapımlarına kaymış durumda.
Ama tek geçerli sebep bu da değil. Nesiller değiştikçe aşk algısının da şekil değiştirmesi- üstelik sinemanın buna yanıt verememesi sorunun temel kaynağı. 2008 yapımı Issız Adam’ın 2.842.819 seyirciye ulaşarak en çok izlenen yerli aşk dramalarında zirveyi göğüslemesi önemli. Literatüre soktuğu ‘’ıssız adam’’ tabirinin psikologlar, pskiyatrlar tarafından defalarca okunması hem seyircinin hem eleştirmenlerin olur çekmesi filmi bu kategoride üst sıralara koyuyor.
‘’Evim Sensin’’, ‘’Delibal’’, ‘’Aşk Tesadüfleri Sever’’, ‘’İncir Reçeli’’ filmlerinin ortalama
2-2.5 milyon bandında gişe yapması gayet güzel. Ancak bu filmler kült bir yapım haline geliyor. Klasikleşiyor. Bu konu açıldığında referans kaynağı oluyorlar. Ancak güncel aşk hikayelerine de yer verebilmek adına aşkın ve tutkunun nasıl bir güzergahtan geçtiğini, nasıl bir metamorfoz geçirdiğini analiz etmek gerekiyor belki de. Şüphesiz yeni aşk filmi çekil(e)memesinin en büyük nedenlerinden biri de bu filmleri kimin izleyeceği sorunsalıdır.
Sinemaya gidip bilet alarak yalnız veya partneriyle bu tür filmleri seyretmek isteyenler yaşlanıyor mu? Taşradan şehre göç eden, melankolik, nostalji tutkusu taşıyan bireylerin hikayeleri (‘’ıssız adam’’lar) arkaikleşti mi?
2020’li yılların aşk hikayesi nasıl yazılmalı? Mutlu veya mutsuz sonlar üretmek, jön
partnerler, aşk hikayelerinin ölüm- intikam- ayrılık ekseninde yüzeyselleşmesi bu türe olan ilgiyi azaltmış olabilir mi?
Belki de en yapılması gereken bu filme gidecek kitleyi belirlemektir. O jenerasyona göre bir aşk hikayesi hazırlamak bunu da günümüz ilişki grafiğinde gerçekçi bir yere koyarak aşkın ve duygusallığın dozunda olduğu bir film inşa etmektir.
REF.
-Boxoffice verileri
Hulusi Çakmak




Yorumlar