Xavier Dolan Sineması 101: ‘’Anneyi Öldürmek’’ Mi?
- Hulusi Çakmak
- 27 Oca
- 2 dakikada okunur

Kanadalı genç kuşak yönetmenlerden Xavier Dolan’ın 2009’da gösterime giren filmi I Killed My Mother ( J'ai tué ma mère) 20 yaşında çok genç bir yönetmenin çekebileceği en iyi filmlerden biri şüphesiz.
İlk filmiyle Cannes’da ödül alan Dolan, sinema tarihinin ödüllü en genç yönetmenlerinin başında geliyor. Cannes’da alkışlanan I Killed My Mother filmi anne- çocuk çatışması bağlamında şekillenen stilist- sentimentalist bir yapım. Ödüllü sinemaya mesafeli duran izleyiciyi bile kendine hayran bırakan yapım minimalist yapısı ve seyirciyi sıkmadan derdini anlatan bir festival filmi olması sebebiyle takdire şayan.
Hubert ve annesi etrafında şekillenen olaylar Hubert’in ergenlik krizlerinin ve kimlik buhranının ötesinde anne- çocuk ikilemini işliyor. Ataerkil dünyada bilhassa Batı’da anne olgusunun rahibe Meryem’le şekillenmesini, böylece kutsallığının altının çizildiğini biliyoruz. Kolay kolay kimse ‘’Annemi Öldürdüm’’ diye bir şey diyemez. Ama Hubert yazdığı bir makaleye bu adı veriyor.
Ancak ‘’öldürmek’’ fiilinin burada sembolik olarak kullanıldığını söylememize gerek bile yok. Hubert’in birey olma yolunda ebeveynini sembolik açıdan öldürmesini anlıyoruz. Baba figürü zaten ortada yok. Babası çeşitli nedenlerle oğlundan uzaklaşmış.
Hubert’in tek ebeveyni annesi. Ancak temel sorun baba eksikliği olarak okunamaz. Zira babasıyla olan bir tartışma sahnesinde adamın sakince konuşamaması, ortamdaki negatif tutumu arttırması bir kez daha bu tezi çürütüyor.
Ayrıca Hubert’in erkek arkadaşının kendi annesiyle olan ilişkisinin mukayese edilmesi de bu tezi çürüten diğer bir dayanak. Antonin’in de babası filmde yoktur. O da annesiyle yaşamaktadır. Ancak daha özgüvenli ve mutludur. Hubert’te onlara imrenme söz konusudur. Belki de bu yüzden onla sevgili olmuştur. Bilemiyoruz.
Anne-oğlun arasındaki gerilimli bağ aslında sevgi- nefret ilişkisi olarak okunabilir. Bateson’un ‘’Çifte Açmaz (double bind)’’ teorisi bağlamında annenin oğluna veya oğlun annesine sevdiğini söylemesi bile aslında çift yönlüdür. (Seni seviyorum= senden nefret ediyorum)
Agresif, reddedici, eleştiren anne motifi ‘’double bind’’ teorisinin Hubert için geçerli olduğunu gösterir. Yani sorunlu ebeveyn modeli, evladı da karmaşık durumlara sokar. Maalesef bu durum anne oğlun birbirinden uzaklaşmasına, film boyunca tansiyonun diri kalmasına sebep olur.
Filmin başarılı olma sebeplerinden biri de şüphesiz anne karakteriyle bu gerilimli ilişkiyi sürdüren Anne Dorval’dır. Oyuncunun ketum ve soğuk tavrı, keşkeleri, çaresizlikleri, suskunlukları yansıtış biçimi filmin tonuyla uyuşmuş, başarılı bir anne karakteri çizmiştir.
Hubert dediği gibi annesini öldürebilmiş midir?
Emin değilim. Filmin sonunda çocukluğunun geçtiği yere gidip anıları yad etmesi, maziden kopamaması içindeki çatışmanın bir yansımasıdır. ‘’Anneden kopmak’’ değil ‘’anneyle olan eski güzel günlere dönme’’ arzusu vardır içinde.
Hulusi Çakmak
REF.
Gregory Bateson, Double Bind Teorisi




Yorumlar