Savaş - Ferdinand Céline
- Neslihan Bayram Yavuz
- 13 Şub
- 1 dakikada okunur
Céline'in "Gecenin Sonuna Yolculuk"unu okuyalı, Bardamu'yla tanışalı yıllar oldu. Birtakım sahneler kalmış aklımda sadece, bir de çok etkilendiğimi hatırlıyorum. Sonrasında "Taksitle Ölüm"ü de almış -hani şu dokunması keyifli ama elde taşıması zor sarı kapaklı Kâzım Taşkent klasiklerindeyken henüz kitap- bir türlü okuyamamıştım. O bekleyedursun Céline'in yeni basılan "Savaş"ı basılma hikâyesiyle kendine çekti hemen.

1930'lu yılların başında yazmış Céline "Savaş"ı. 1944'te Paris'ten kaçarken kitabın el yazmalarının direnişçiler tarafından dairesinden çalındığını iddia etmiş etmesine de kendine inanan pek kimse olmamış. Aradan yıllar geçip de yıl 2021 olduğunda bu el yazmaları yazara ait binlerce sayfanın arasında bulunmuş. Bu el yazmasını yayıma hazırlayanların belirttiği üzere eksik ya da okunamayan bölümler mevcut hâlâ.
Metnin kahramanı Ferdinand, savaşta yaralanıyor ve hastaneye kaldırılıyor. Burada olduğu süre içinde hiç durmadan çalışan beyni savaşı, hayatı, arkadaşlarını, yaptıklarını harıl harıl düşünerek üretiyor. İlgisi etrafına yöneldikçe hastanedekilerle iletişim kuruyor ama ne iletişim! Onu ziyarete gelen anne-babası da nasibini alıyor bu aykırı adamdan.
Céline, bu incecik metni o kadar sert kuruyor ki her sayfada yüzünüze bir tokat atmaktan çekinmiyor. Üslup da kavgacı dil de. "Gecenin Sonuna Yolculuk" da böyleydi ama bu kadar sert değildi sanırım. Elimden bırakmakla devam etmek arasında çok gidip geldim. Yapmaya çalıştığını anlıyor, savaş gerçeğinin yanında anlattıkları, üslubu bu derece sert olmuş çok mu diyorum ama içimin de kaldırmadığını itiraf ediyorum. Bana bu şiddet dili fazla geldi, sevmedim.
"Savaş"ı Türkçeye Ayberk Erkay çevirmiş.
Neslihan Bayram Yavuz




Yorumlar