Bir Parmak Bal - Ian McEwan
- Neslihan Bayram Yavuz
- 26 Haz
- 2 dakikada okunur
McEwan'la tanıştığım kitap "Kefaret"ti. Sonra "Yabancı Kucak" ve "Fındık Kabuğu" nu okudum. Aslında "Cumartesi" vardı aklımda ama birden "Bir Parmak Bal" çekti beni kendine.

Roman 1970'ler İngiltere'sinde geçiyor. Soğuk Savaş, MI5, edebiyat, aşk, istihbarat, casusluk ve beklenmedik son. Hani deriz ya aşkla işi birbirine karıştırma diye, ama McEwan bizi duymamış, bir güzel karıştırmış ikisini birbirine. Serena gizli görevini iyi yürütemeyip Tom Haley'ye âşık olmuş.
Başa dönüp biraz daha anlaşılır kılmalıyım hikâyeyi. Aslında matematik okuyan ama gönlünde yatan aslan edebiyat olan Serena, MI5'ta çalışmaya başlıyor. Buraya nasıl girdiği kısmını geçiyorum ama bu kısmın hikâyesi de önemli yer tutuyor Serena'nın hayatında, bilesiniz. Kendisine verilen görev, kitaba ismini veren operasyon gereği yazar Tom Haley'ye ulaşmak, ona sağlanacak bursla yükselmesini sağlamak. MI5, bu operasyonla yazarlara maddi destek sağlayıp onların Sovyetler Birliği ve diğer sosyalist ülkeler aleyhinde yazacakları yazılarla Soğuk Savaş'ın kültürel cephesini yönetmek istiyor. Tom Haley de bu iş biçilmiş kaftan. Serena zaten edebiyat sevgisiyle teşkilatta kendini ispatlamış. MI5'a da bu ikisini bir araya getirmek kalıyor. Tabii her şeyi öngören bir teşkilat aşkı öngöremiyor, daha doğrusu kendine çok güveniyor çalışanlarının kesinlikle yasaklanan bir şeyi yapmayacaklarına. Serena ve Tom aşkı Tom'un kitabını yazma sürecinde serpilip gelişiyor Serena'yı suçluluk duygusuyla baş başa bırakarak. Burada durdum.
Romanın birçok sevdiğim yanı oldu. İlk sevdiğim de böyle bir konunun içine edebiyatın bu kadar iyi yedirilmesiydi. Sonra McEwan, Serena aracılığıyla kadın olarak erkek egemen bir sistemde çalışmanın can sıkıcı yönlerini, erkeklerin küçümseyici tavırlarını çok iyi anlatmış. Tom'un McEwan'ın romanında hikâyeler yazması, bizim de bu hikâyeler üzerinde Serena'yla düşünmemiz, hikâyeleri yorumlamamız çok keyifliydi. Ama romanı zirveye taşıyan Tom'un büyük romanını yazma süreci ve sonunda bitirmesiyle hem Serena'ya hem bize yaşattığı sürpriz oldu.
Sırada bekleyenler "Cumartesi" ve "Masumiyet". Bakalım elim ne zaman gider.
Romanı Türkçeye çevirilerini severek okuduğumuz Duygu Akın çevirmiş.
Neslihan Bayram Yavuz




Yorumlar