top of page
IMG_8944.JPG

Danaburnu - Oktay Rifat

  • Neslihan Bayram Yavuz
  • 5 Ara 2025
  • 2 dakikada okunur

Şair Oktay Rifat'ı yazar olarak okumanın keyfi bir başka oldu. 1980'de yayımlanıp 81'de de Madaralı Roman Ödülü'nü alan roman rüşdünü ispatlamış zaten. Umarım daha çok okunur, tıpkı Melih Cevdet'in "Raziyesi"si ya da "Aylaklar"ı gibi hak ettiği ilgiyi görür.

1970'lerde geçiyor roman. Oktay Rifat, farklı kesimlerden insanları seçip birden çok hikâyenin peşinde dolaştırıyor bizi. Bunu da öyle bir incelikle yapıyor ki birini okurken diğerini unutmuyor, merakla ve sabırla her birinin nasıl sonuçlanacağını bekliyoruz.



İlk bölüm Yusuf Kendir, karısı ve yaşadıkları sitenin hikâyesiyle açılıyor. Başta sevdiğiniz bu çiftin etrafıyla diyalogları ve Y.Kendir'in yavaş yavaş öğrendiğiniz Şark kurnazlıkları kendisinden soğumamızın en büyük nedenleri. Bir de Zeynel var ki o da tam köylü kurnazı, elinden her iş gelip işini görüp yolunu bulanlardan.


Romanın ikinci ayağında Mehmet ve annesi var. Çok hasta olan anasını sırtlayıp kasabanın hastanesine götürmeye çalışan saf, cahil, çaresiz ve de beş parasız Mehmet'le annesinin hikâyesi, bu ikisinin ana-oğul ilişkisi, yazarın bu ikisi üzerinden sistemin nasıl da çalışmadığını, garibanın hep ezildiğini gösterdiği bölümler hem içimizi burkuyor hem sinirlendiriyor.


Mehmet'ten sonra sıra Recep ve Emine'nin hem birbirleriyle hem birbirlerinden bağımsız hikayelerinde ki Oktay Rifat Mehmet ve annesine de bağlayacak onları. Genelevde çalışan Emine'nin çocukluğu, geneleve nasıl düştüğü kısmı aşina olduğumuz hikâyelerden biriyle örülmüş. Yolu Recep'le kesiştikten sonrası ise Yeşilcam senaryosu tadında. Oktay Rifat, bu ikisinin karakterlerini ve ruh dünyalarını çok iyi vermiş.


Romanın başlarında öğrendiğimiz cinayetin ne zaman nasıl ortaya çıkacağına duyduğumuz merak da tüm romanı ayakta tutuyor. Zaten Oktay Rifat bizi bir saniye boş bırakmıyor, katman katman açıyor romanını. Ülkenin birçok meselesine değiniyor; 1970'leri zenginiyle yoksuluyla, akıllısıyla cahiliyle, kentlisiyle köylüsüyle, sömüreniyle sömürüleniyle... anlatıyor. Yurdum insanı diyoruz ya Oktay Rifat tam da bu yurdum insanının örneklerini veriyor.


Son olarak ister şair ister yazar deyin dilin lezzetini tahmin edersiniz. İsim hanesinde Oktay Rifat yazıyor neticede.


Neslihan Bayram Yavuz

Yorumlar


Bize Ulaşın

 

© 2035 by ARA. Powered and secured by Wix 

 

bottom of page