Elitler, Arzu ve İnkar: Eyes Wide Shut Neden Güncelliğini Koruyor?
- Zehra Ekin Can

- 5 Şub
- 3 dakikada okunur
Stanley Kubrick’in Eyes Wide Shut filmi, vizyona girdiği 1999 yılından bu yana yalnızca bir sinema eseri olarak değil, modern toplumun karanlık çarpıklıklarını, sınıfsal hiyerarşilerini ve hakikatle kurduğu sorunlu ilişkiyi açığa vuran bir kült metin olarak varlığını sürdürüyor. Film, evlilik içi cinsellikten elit iktidar ağlarına, bastırılmış arzudan erkekliğin kırılganlığına uzanan temalarıyla her dönem yeniden okunuyor. Ancak onu asıl güncel kılan, etrafında üretilen bitmek bilmeyen komplo teorileri ve bu teorilerin toplumsal hayal gücündeki karşılığı.

Evlilik, Arzu ve Erkekliğin Kırılganlığı
Eyes Wide Shut, yüzeyde bir evlilik hikayesi anlatıyor gibi görünse de, esasen modern heteroseksüel evliliğin üzerine kurulduğu güç dengesini sorgular. Bill Harford’un dünyası, eşi Alice’in geçmişte başka bir erkeğe duyduğu düşünsel arzuyu dile getirmesiyle sarsılır. Burada yıkılan şey sadakat değil, erkek öznenin kendisini ilişkinin merkezi olarak konumlandırma hakkıdır.
Kubrick, Bill’in gece boyunca yaşadığı karşılaşmaları bir tür erkeklik sınavı olarak kurgular. Bill, her adımda arzusunun sandığı kadar karşılık bulmadığını, cinselliğin her zaman erişilebilir olmadığını ve statüsünün onu mutlak bir özneye dönüştürmediğini fark eder. Alice’in film boyunca büyük ölçüde ev içi alanda kalmasına rağmen anlatının asıl belirleyici figürü olması tesadüf değildir; film, erkek bakışının kontrol iddiasını sessizce çözer.
Film bu anlamda, başrollerini üstlenen oyuncuların kamusal imajlarından bağımsız düşünülemez. Tom Cruise’un Scientology (Hollywood’da etkili olan; üyelerinin özel hayatlarını ve ilişkilerini sıkı biçimde düzenlediği yönünde eleştirilen kapalı bir inanç ve örgütlenme yapısı) ile kurduğu güçlü bağ ve Nicole Kidman’ın bu yapıya mesafesi, filmin ardından gerçekleşen boşanmanın nedenlerine dair tartışmaları uzun süre canlı tuttu. Kidman’ın daha sonra Cruise’un kırılgan ve güvensiz bir kişilik sergilediğine dair ima içeren açıklamaları, filmdeki Bill Harford karakterinin sürekli olarak yetersizlik ve kontrol kaybı duygusuyla yüzleşmesiyle dikkat çekici bir paralellik oluşturur.
Komplo Teorileri: Kesilmiş Sahne, Yönetmen Bağlantısı, Gizlenen Hakikat
Film, belki de sinema tarihindeki en yoğun komplo teorisi üretilen filmlerden biridir. Filmin “aslında daha sert olduğu”, elitlere dair çok daha açık sahnelerin kesildiği, Kubrick’in bu nedenle baskı gördüğü ve hatta ölümünün şüpheli olduğu yönündeki iddialar yıllardır dolaşımdadır. “Eyes Wide Shut” başlığının bile, gerçeğin gözümüzün önünde olduğu ama görmemeyi seçtiğimiz anlamına geldiği öne sürülür.
Kubrick’in ölüm nedeni resmi olarak kalp krizi olarak kayıtlara geçmiştir ve filmin kurgu sürecine dair anlatılar büyük ölçüde spekülatiftir. Ancak bu söylentilerin varlığı, onların neden bu kadar cazip olduğunu açıklamayı gerektirir.
Epstein Sonrası Dönemde Filmin Yeniden Keşfi
Jeffrey Epstein’in; siyasetçi, iş insanı ve elit çevrelerle bağlantılı ve yıllar boyunca reşit olmayan kız çocuklarına yönelik cinsel istismar ve insan kaçakçılığı ağı kurduğu iddialarının sonrası Eyes Wide Shut’ın yeniden gündeme gelmesi tesadüf değildir. Elitlerin karanlık ağlar kurduğu, cinselliğin iktidar aracı olarak kullanıldığı fikri, filmdeki imgelerle kolayca örtüştürülür. Çocuk kaçakçılığı, gizli davetler ve dokunulmaz sınıflar anlatısı, filmin yıllar önce kurduğu atmosferle yan yana getirilir.
Burada dikkat edilmesi gereken nokta, filmin bir “ifşa belgesi” değil, bir sembolik anlatı olduğudur. Ancak semboller, özellikle güvensizlik çağlarında, hızla “kanıt” olarak okunmaya başlar. Film, bu anlamda komplo teorilerinin üzerine tutunduğu estetik ve duygusal zemini sağlar. Eyes Wide Shut gibi filmler, izleyiciye “her şey göründüğü gibi değil” hissini güçlü imgelerle sunduğu için bu anlatılara ideal bir zemin oluşturur.
Kubrick’in sineması da bu güvensizliği besler. Yönetmenin Ay’a iniş görüntülerini aslında kendisinin çektiğine dair söylentiler bile, onun sinemasının “fazla gerçekçi” bulunmasının bir sonucudur. Kubrick, gerçeği kusursuz bir simülasyonla yeniden üretme yeteneği sayesinde, bizzat kendisi bir komplo figürüne dönüşmüştür.
Gözler Açıkken Görmemek
Eyes Wide Shut, bize gizli tarikatlardan çok, görmezden gelmeyi tercih ettiğimiz toplumsal gerçekleri anlatır. İktidarın cinsellikle, statünün dokunulmazlıkla, arzunun disiplinle iç içe geçtiği bir dünyada yaşadığımızı fısıldar. Komplo teorileri ise bu fısıltıları bağırışa çevirir.
Filmin kalıcılığı, Eyes Wide Shut’ın izleyiciyi hiçbir zaman güvenli bir konuma yerleştirmemesinden gelir. Kubrick, hakikati açığa çıkarmak yerine onu sürekli geri çeker; görünen her şeyin eksik, her bilginin geçici olduğunu hissettirir. Asıl rahatsız edici olan, kapalı bir dünyaya tanıklık etmemiz değil; o dünyanın sınırlarının nerede başlayıp nerede bittiği ve gerçek ve kurguyla harmanlanan bu çarpık anlatıda izleyicinin nerede konumlandığıdır.
Zehra Ekin Can




Yorumlar