Sinekkuşu - Sandro Veronesi
- Neslihan Bayram Yavuz
- 23 Oca
- 1 dakikada okunur
Her bölümde zamanın bu kadar ileri geri gittiği bir roman ilk kez okudum desem yeridir. Sandro Veronesi, "Sinekkuşu"nda yaptığı zaman geçişleriyle 1960 ile 2030 arasında gezdirip duruyor bizi. Bu değişen zaman dilimleri romanı okurken dikkatinizi hep diri tutuyor ve merakınızı kamçılıyor. Öğrendiğiniz bir olayın nedeni için yazarın geçmişe dönüp anlatmasını beklemek zorundasınız mesela.

Roman Marco Carrera ve ailesinin hikâyesinden ibaret. Ebeveyni, kardeşleri, kendisi, eşi, kızı ve torunu diye de özetleyebiliriz aslında, bir de yıllarca mektuplar üzerinden sürecek bir aşk öyküsü.
Hayatın ta kendisi "Sinekkuşu"; her türlü duyguyu yaşadığınız, Marco'ya kimi zaman kızıp kimi zaman acıdığınız, çokça üzüldüğünüz, bir kez sahip olduğumuz hayatın nasıl da istemediğimiz bir şekilde geçebileceğini bir kez de Marco üzerinden gördüğünüz bir roman. Hayatın bize ne hazırladığını bilmeden yaşıyor, başımıza gelenlerle şekilleniyor, genel ve uzun mutsuzluğumuzun içinde anlarla teselli buluyoruz hayatta. Marco'nun hayatı tam da böyle. Marco'yla birlikte tanık olduğumuz diğer hayatlar da hem Marco'nun cephesinden baktığımızda hem onun etkisine girmeden objektif düşündüğümüzde umutsuz, mutsuz, kaybeden hayatlar.
Marco'nun da dediği gibi "Ne kadar çok insan gömülü her birimizin içinde." Hayat, bu içimizde gömülü insanların ruhta bıraktığı izler çoğu zaman da.
2020'de Strega Ödülü'nü alan romanı Türkçeye Eren Yücesan Cendey çevirmiş. Su gibi akıp giden bir çeviri Eren Hanım'ın çevirisi her zamanki gibi.
Neslihan Bayram Yavuz




Yorumlar